KPSS Tarih: Osmanlı Yükselme Dönemi Çıkmış Sorular ve ÖSYM Analizi

KPSS • ÖSYM ANALİZ • OSMANLI YÜKSELME

Osmanlı Yükselme Dönemi: ÖSYM Çıkmış Soruları Nasıl Soruyor?

ÖSYM, Osmanlı Yükselme Dönemi’ni yalnızca savaşların ve fetihlerin ezberlendiği bir konu olarak değerlendirmez. Sorularda özellikle fetihlerin amaçları, siyasi sonuçları, ekonomik etkileri, Osmanlı’nın dünya gücüne dönüşmesi ve padişahların dönemsel özellikleri üzerinde durulur.

Osmanlı Yükselme Dönemi sorularının merkezinde Fatih Sultan Mehmet, II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman ve Sokullu Mehmet Paşa bulunur. ÖSYM bu isimleri yalnızca gerçekleştirdikleri seferlerle değil, Osmanlı Devleti’nin siyasi, askerî, ekonomik ve diplomatik yapısına yaptıkları katkılarla birlikte sorar.

Yükselme Dönemi’nin başlangıcı genel olarak 1453 İstanbul’un Fethi ile ilişkilendirilir. Fetih sonucunda Bizans İmparatorluğu sona ermiş, Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğü güçlenmiş ve İstanbul başkent yapılmıştır. ÖSYM, İstanbul’un fethini çoğunlukla Osmanlı’nın imparatorluk niteliği kazanması üzerinden yorumlatır.

İstanbul’un fethiyle Karadeniz ve Akdeniz arasındaki geçişi sağlayan boğazların denetimi büyük ölçüde Osmanlıların eline geçmiştir. Ancak boğazların tamamen Osmanlı denetimine girmesi, daha sonra Kırım’ın alınması ve Karadeniz kıyılarındaki fetihlerle gerçekleşmiştir. ÖSYM, İstanbul’un fethiyle Karadeniz’in tamamen Türk gölü hâline geldiği şeklindeki ifadeyi çeldirici olarak kullanabilir.

Fethin dünya tarihi açısından en bilinen sonucu, Orta Çağ’ın sona erip Yeni Çağ’ın başlaması olarak kabul edilmesidir. İstanbul’dan ayrılan bazı bilim insanlarının İtalya’ya gitmesi, Rönesans hareketlerinin gelişmesini desteklemiştir. Ancak fetih, Rönesans’ın tek nedeni değildir; süreci hızlandıran gelişmelerden biridir.

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethi sırasında büyük toplar döktürmesi ve gemileri karadan yürütmesi, askerî teknoloji ve stratejiden yararlandığını gösterir. ÖSYM bu gelişmeleri, Osmanlı’nın yalnızca insan gücüne değil; bilim, teknik ve planlamaya da önem verdiği şeklinde yorumlayabilir.

Fatih Sultan Mehmet’in hazırlattığı Kanunname-i Âl-i Osman, Osmanlı merkezî yönetiminin güçlendirilmesine yönelik önemli bir düzenlemedir. Kanunnamede kardeş katlinin devlet düzeninin korunması amacıyla uygulanabileceği belirtilmiştir. Buradaki temel amaç, taht kavgalarını önlemek ve devletin parçalanmasını engellemektir.

Fatih döneminde Divan-ı Hümayun toplantılarına padişahın doğrudan başkanlık etmesi uygulamasına son verilmiş, toplantıları sadrazam yönetmeye başlamıştır. Padişah toplantıları kafes arkasından izlemiştir. Bu düzenleme padişahın yönetimden çekildiğini değil, devlet işlerini denetleyen daha üst bir konuma geçtiğini gösterir.

Fatih döneminde gerçekleştirilen Kırım’ın alınması, Osmanlı Devleti’nin Karadeniz’deki hâkimiyetini güçlendirmiştir. Kırım’ın alınmasıyla Karadeniz ticaret yolları denetim altına alınmış ve Karadeniz büyük ölçüde bir Türk gölü hâline gelmiştir. ÖSYM, bu gelişmenin ekonomik ve siyasi sonuçlarını birlikte sorgulayabilir.

Otlukbeli Savaşı, Fatih Sultan Mehmet döneminde Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan ile yapılmıştır. Savaşın kazanılmasıyla Osmanlı’nın Anadolu’daki siyasi gücü artmış ve doğudan gelebilecek önemli bir tehdit etkisiz hâle getirilmiştir. Otlukbeli Savaşı’nın Safevilerle yapılmadığı unutulmamalıdır.

Fatih’in Trabzon Rum İmparatorluğu’na son vermesi, Bizans’ı yeniden kurma düşüncesine sahip olabilecek önemli bir siyasi merkezi ortadan kaldırmıştır. Trabzon’un alınması aynı zamanda Anadolu’nun kuzeydoğusundaki Osmanlı hâkimiyetini güçlendirmiştir.

II. Bayezid Dönemi, Fatih ve Yavuz dönemleri arasında kalan daha sakin bir dönem olarak değerlendirilir. Bu dönemin en önemli siyasi sorunu, Cem Sultan Olayıdır. Cem Sultan’ın Avrupa devletlerinin eline geçmesi, başlangıçta bir iç sorun olan taht mücadelesini uluslararası bir soruna dönüştürmüştür.

Cem Sultan Olayı nedeniyle II. Bayezid, Avrupa’ya karşı daha temkinli bir politika izlemek zorunda kalmıştır. ÖSYM bu durumu, Osmanlı’nın dış politikasının bir iç gelişmeden etkilenmesi şeklinde yorumlatabilir. Cem Sultan bağımsız bir devlet kurmak değil, Osmanlı tahtını ele geçirmek istemiştir.

II. Bayezid döneminde İspanya’da baskı gören Yahudilerin Osmanlı topraklarına kabul edilmesi, Osmanlı Devleti’nin hoşgörü ve iskân politikasına örnektir. Bu göçler sonucunda ticaret, tıp, matbaacılık ve zanaat alanlarında Osmanlı ekonomisine ve şehir hayatına katkı sağlanmıştır.

Yavuz Sultan Selim Dönemi’nin temel hedefi, doğudaki Safevi tehlikesini ortadan kaldırmak ve Türk-İslam dünyasında Osmanlı üstünlüğünü kurmaktır. Bu doğrultuda yapılan 1514 Çaldıran Savaşı sonucunda Safeviler yenilmiş ve Doğu Anadolu’daki Osmanlı hâkimiyeti güçlenmiştir.

Çaldıran Savaşı’nda Osmanlı ordusunun ateşli silahları ve düzenli birlikleri etkili olmuştur. ÖSYM bu savaşı yalnızca Osmanlı-Safevi mücadelesi olarak değil, askerî teknoloji ve merkezî ordunun üstünlüğü üzerinden de değerlendirebilir.

Yavuz Sultan Selim’in Dulkadiroğulları üzerine gerçekleştirdiği Turnadağ Savaşı sonucunda bu beyliğe son verilmiş ve Anadolu Türk siyasi birliği büyük ölçüde tamamlanmıştır. ÖSYM’nin önemli tuzağı, Anadolu Türk siyasi birliğinin kesin olarak Fatih döneminde tamamlandığını düşündürmesidir.

Yavuz Sultan Selim, Memlükler üzerine düzenlediği seferlerde Mercidabık ve Ridaniye savaşlarını kazanmıştır. Bu gelişmeler sonucunda Suriye, Filistin, Mısır ve Hicaz Osmanlı hâkimiyetine girmiş; Memlük Devleti sona ermiştir.

Mısır Seferi sonucunda Osmanlı Devleti, Baharat Yolu’nun önemli bölümünü denetim altına almıştır. Ancak Coğrafi Keşifler nedeniyle ticaret yollarının yön değiştirmesi, Osmanlı’nın Baharat Yolu’ndan beklediği ekonomik kazancı tam anlamıyla elde etmesini engellemiştir.

Mısır’ın alınmasıyla kutsal şehirler ve kutsal emanetler Osmanlı himayesine girmiştir. Osmanlı padişahlarının İslam dünyasındaki siyasi ve dinî ağırlığı artmıştır. Ancak ÖSYM sorularında halifeliğin Yavuz döneminde Osmanlılara geçtiği bilgisi bazen doğrudan değil, Osmanlı’nın İslam dünyasının liderliğini üstlenmesi biçiminde yorumlanır.

Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı hazinesi büyük ölçüde dolmuş, doğu ve güney sınırları güvence altına alınmıştır. Bu durum, Kanuni Sultan Süleyman’a güçlü bir devlet ve düzenli bir ordu bırakılmasını sağlamıştır. ÖSYM, Yavuz dönemini Kanuni dönemindeki Avrupa seferlerinin altyapısının hazırlanması şeklinde değerlendirebilir.

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi, Osmanlı Devleti’nin siyasi ve askerî gücünün en yüksek seviyeye ulaştığı dönemlerden biridir. Kanuni’nin ilk önemli seferlerinden biri olan Belgrad’ın fethi, Osmanlı’nın Orta Avrupa’ya doğru ilerleyişini kolaylaştırmıştır.

1526 Mohaç Meydan Savaşı, Osmanlı tarihinin en kısa süren büyük meydan savaşlarından biridir. Macar ordusunun yenilmesiyle Macar Krallığı’nın siyasi varlığı büyük ölçüde sona ermiş ve Osmanlı Devleti Orta Avrupa siyasetinin belirleyici güçlerinden biri olmuştur.

Mohaç Savaşı’nın ardından Macar toprakları üzerinde Osmanlı ile Avusturya arasında uzun sürecek bir mücadele başlamıştır. ÖSYM, Mohaç’ın sonucunu yalnızca toprak kazanımı olarak değil, Osmanlı-Avusturya ilişkilerinin başlaması üzerinden de sorgulayabilir.

Kanuni döneminde düzenlenen I. Viyana Kuşatması başarısız olmuştur. Bu kuşatma Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki gücünün sona erdiğini göstermez. Kuşatmanın başarısızlığında mevsim şartları, lojistik sorunlar ve ağır kuşatma toplarının getirilememesi etkili olmuştur.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Fransa’ya verilen kapitülasyonların temel amacı, Avrupa’daki Habsburg baskısına karşı Fransa’yı desteklemek ve Akdeniz ticaretini canlandırmaktır. Kapitülasyonlar başlangıçta siyasi ve ekonomik çıkar sağlamak amacıyla verilmiştir. Osmanlı ekonomisini bozucu etkileri daha sonraki dönemlerde ortaya çıkmıştır.

Kapitülasyonların Kanuni döneminde sürekli ve sınırsız ayrıcalıklar hâline getirildiği düşüncesi yanlıştır. İlk uygulamada ayrıcalıkların geçerliliği hükümdarların yaşam süresiyle ilişkilendirilmiştir. Kapitülasyonların sürekli hâle gelmesi, I. Mahmut döneminde gerçekleşmiştir.

Osmanlı Devleti ile Safeviler arasında imzalanan 1555 Amasya Antlaşması, iki devlet arasındaki ilk resmî antlaşmadır. Bu antlaşmayla Bağdat, Irak ve Doğu Anadolu’nun Osmanlı hâkimiyetinde olduğu Safeviler tarafından kabul edilmiştir.

ÖSYM, Amasya Antlaşması ile Kasr-ı Şirin Antlaşması’nı birbirine karıştırabilir. Amasya Antlaşması ilk Osmanlı-Safevi antlaşmasıdır; Kasr-ı Şirin Antlaşması ise XVII. yüzyılda bugünkü Türkiye-İran sınırının büyük ölçüde belirlenmesini sağlamıştır.

Kanuni döneminde Osmanlı deniz gücü Barbaros Hayrettin Paşa komutasında önemli başarılar kazanmıştır. 1538 Preveze Deniz Zaferi sonucunda Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’deki üstünlüğü güçlenmiş ve Akdeniz büyük ölçüde bir Türk gölü hâline gelmiştir.

Preveze Deniz Zaferi ile İnebahtı Deniz Savaşı karıştırılmamalıdır. Preveze, Osmanlı deniz gücünün üstünlüğünü güçlendiren bir zaferdir. İnebahtı ise II. Selim döneminde Osmanlı donanmasının Haçlılar tarafından yakıldığı savaştır.

Osmanlı Devleti’nin Hint Deniz Seferleri düzenlemesinin temel amaçları; Portekizlilerin Hint Okyanusu’ndaki faaliyetlerini engellemek, Baharat Yolu’nu canlandırmak ve bölgedeki Müslüman devletlere yardım etmektir. Seferlerde istenilen sonuçların alınamamasında merkeze uzaklık ve okyanus şartlarına uygun donanma eksikliği etkili olmuştur.

Kanuni Sultan Süleyman’ın hazırlattığı kanunlar, örfi hukukun düzenlenmesine ve ülke genelinde daha sistemli biçimde uygulanmasına katkı sağlamıştır. “Kanuni” unvanı, onun ilk kez kanun koyduğu anlamına gelmez; mevcut kanunları düzenleyip sistemleştirmesiyle ilişkilidir.

Sokullu Mehmet Paşa, Kanuni, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde görev yapmıştır. Bu nedenle onun sadrazamlık yılları, Sokullu Dönemi olarak adlandırılır. ÖSYM, Sokullu’yu özellikle devlet yönetimindeki devamlılık ve kanal projeleri üzerinden sorar.

Sokullu Mehmet Paşa’nın Don-Volga Kanal Projesi, Karadeniz ile Hazar Denizi’ni birleştirmeyi amaçlamıştır. Projeyle Rusya’nın güneye inmesi engellenmek, Orta Asya Türkleriyle bağlantı kurulmak ve İran seferleri kolaylaştırılmak istenmiştir.

Süveyş Kanal Projesi, Akdeniz ile Kızıldeniz’i birleştirmeyi amaçlamıştır. Böylece Coğrafi Keşifler nedeniyle önem kaybeden Akdeniz ticaretinin yeniden canlandırılması ve Portekizlilerin Hint Okyanusu’ndaki etkinliğinin kırılması hedeflenmiştir.

Sokullu’nun Karadeniz ile Marmara Denizi arasında kanal açılması düşüncesi de bulunmuştur. ÖSYM, kanal projelerini sorarken projenin adından çok hangi denizleri birleştirdiğini ve hangi siyasi ya da ekonomik amaca hizmet ettiğini ölçer.

II. Selim döneminde Kıbrıs’ın fethedilmesi, Doğu Akdeniz’deki Osmanlı güvenliğini güçlendirmiştir. Ancak fethin ardından meydana gelen İnebahtı Deniz Savaşı’nda Osmanlı donanması yakılmıştır. Donanmanın kısa sürede yeniden kurulması, Osmanlı’nın ekonomik ve askerî gücünü koruduğunu gösterir.

İnebahtı, Osmanlı Devleti’nin Akdeniz hâkimiyetinin anında sona erdiği bir savaş değildir. Savaşın psikolojik etkisi büyük olsa da Osmanlı donanması yeniden kurulmuş ve kısa süre sonra Tunus yeniden fethedilmiştir.

Osmanlı Yükselme Dönemi’nin sınavlardaki en büyük tuzağı, bütün başarıların aynı padişah döneminde gerçekleştiğini düşünmektir. İstanbul’un fethi Fatih, Mısır’ın fethi Yavuz, Mohaç ve Preveze Kanuni, Kıbrıs’ın fethi ise II. Selim dönemindedir.

Bu konuyu çalışırken her gelişmenin yanına üç kısa not yaz: “Hangi padişah döneminde gerçekleşti, temel amacı neydi ve Osmanlı Devleti’ne hangi sonucu kazandırdı?” ÖSYM’nin Yükselme Dönemi sorularında doğru cevap çoğu zaman olayın isminde değil, olayın amacı ve siyasi sonucunda saklıdır.

Tarih Defterim

Yayınlar

Yayınlar yükleniyor...